İNSAN HAKLARI
AÇISINDAN İDARENİN İŞLEV VE EYLEMLERİ
İnsan hakları açısından idarenin işlem ve eylemlerinin irdelenmesi,
öncelikle insan haklarının genel bir tasnifinin yapılarak, idarenin
işlem ve eylemlerinin bu doğrultuda değerlendirilmesini, ayrıca bu
işlem ve eylemlere karşı yargısal denetimin ulusal ve uluslararası
boyutunun birlikte ele alınmasını gerektirmektedir.
İnsan Hakları ile İlgili Konularda İdarenin İşlem ve Eylemleri
Kamu hizmetlerini yerine getirmek için örgütlenip faaliyet gösteren
idare, bu amaç doğrultusundaki örgütlenmeyi ve faaliyetleri idari
işlem ve eylemlerle gerçekleştirir. Bu işlemler ise bir defa
uygulanmakla tükenmeyen, soyut ve nesnel özelliklere sahip genel
veya düzenleyici işlemlerle belli bir kişi veya duruma uygulanan
birer işlem niteliğine sahip olabilirler.
İç hukukta idari işlemlere karşı bazı temel kurallar Anayasanın 125.
maddesinde öngörülmüştür. Bunlar :
•İdari işlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkansız
zararların doğması ve idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması
şartlarını birlikte gerçekleşmesi durumunda gerekçe gösterilerek
yürütmenin durdurulmasına karar verilebilir.
.Kanun, olağanüstü hallerde, sıkıyönetim, seferberlik ve savaş
halinde ayrıca milli güvenlik, kamu düzeni, genel sağlık nedenleri
ile yürütmenin durdurulması kararı verilmesini sınırlayabilir.
İdarenin ve onun adına hareket eden kamu görevlilerinin hukuka
aykırı eylemleri, bazen tazminat yanında adli yargıda kovuşturulan
bir suç da oluşturabilir. Eylem, idari eylem olarak idari yargıda
tam yargı davasına konu olurken, haksız fiil özelliklerinin ağır
basması halinde adli yargıda haksız fiilden doğan tazminat davasına
neden olabilir. Bu konuda idari yargı, adli yargı ve askeri yargı
arasında görev uyuşmazlığı çıktığı takdirde sorun Anayasanın 158.
maddesi paralelinde 12.6.1979 tarih ve 2247 sayılı Uyuşmazlık
Mahkemesinin Kuruluş ve işleyişi Hakkında. Kanuna göre Uyuşmazlık
Mahkemesi tarafından çözümlenir.
İdarenin (Kamu Görevlilerinin) Suç Oluşturan Eylemleri
Ceza Kanunu da, kişilerin en başta Anayasa ile korunan temel
haklarını güvence altına almak için bu kurallar doğrultusunda
hükümler içermektedir. Nitekim bu kurallar arasında özellikle
işkence yasağı ile ilgili TCK’ nun 243. ve 245. maddeleri
sayılabilir. Bunlardan 243. madde ile işkence, onur kırıcı muamele
ve kötü muamele cezalandırılmıştır.
İdarenin Adli Yargıda Haksız Fiilden Doğan Tazminat Davasına Neden
Olabilecek Eylemleri
Anayasamızın 129. maddesi doğrultusunda, memurlar ve diğer kamu
görevlilerinin yetkilerini kullanırken işledikleri kusurlardan doğan
tazminat davaları, kendilerine ulaştırılmak kaydıyla ve kanunun
gösterdiği şekil ve şartlara uygun olarak, ancak idare aleyhine tam
yargı davası yoluyla idari yargıda açılabilmekle birlikte, kamu
görevlisinin suç teşkil eden fiillerinden dolayı bu kamu görevlisine
karşı, ceza davası dışında adli yargıda tazminat davası da
açılabilir.
İdarenin Kusurlu Veya Kusursuz Sorumluluğunu Gerektiren Eylemler
İçtihatlarla kasıtlı davranışlarda tanınan seçimlik hak hariç,
memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken
işledikleri kusurlardan doğan tazminat davaları, kendilerine
ulaştırılmak kaydıyla ve kanunun gösterdiği şekil ve şartlara uygun
olarak, ancak idare aleyhine tam yargı davası yoluyla idari yargıda
açılabilir. Kusur sorumluluğuna dayanan bu uygulama yanında,
idarenin kusursuz sorumluluk esasına göre sorumlu tutulduğu haller
de söz konusudur. Halen Türk Danıştay'ı bu yönde kararlar
vermektedir.
Türk İdari Yargılama Sisteminin Örgütlenişi
Türk idari yargılama sistemi, Danıştay biçiminde örgütlenmiş olup,
Danıştay, hem merkezi idarenin danışma organı sıfatıyla idari
görevleri olan, hem de idari işlem ve eylemlere karşı yargısal görev
ifa eden bir kurumdur. Kaynağını pek çok ülke mevzuatından, farklı
olarak Anayasadan alır ve aksi kanunda açıkça gösterilmedikçe
idarenin tüm işlem ve eylemleri idari yargının denetimine tabidir.
Askerlerle ve askeri konularla ilgili işlem ve eylemler idari yargı
içinde özel görevli bir yüksek mahkeme haline dönüştürülen Askeri
Yüksek İdare Mahkemesine bırakılmışsa da, bu mahkemenin görevi
dışında kalan bütün idari uyuşmazlıklar, genel görevli idari yargı
yerlerine ve dolayısıyla Danıştay ve onun denetimine tabi ilk ve
ikinci derece idari yargı yerlerine bırakılmıştır.
Her ne kadar 1982 Anayasası ile Sayıştay, sayman hesaplarının
denetimi açısından bir yüksek mahkeme olarak kabul edilmişse de aynı
konuda Danıştay ile Sayıştay'dan çıkan karar bulunduğu takdirde
Danıştay kararına üstünlük tanınacağı açıkça hüküm altına
alınmıştır. Çeşitli yargı yerleri arasındaki görev ve hüküm
uyuşmaz1ıkları ise, 1924 Anayasası döneminde olduğu gibi, Uyuşmazlık
mahkemesi aracılığıyla çözüme kavuşturulamaya çalışılmıştır.
Danıştay yerleşmiş içtihatlarıyla, hukuk devleti anlayışını yürekten
benimsemiş bir kuruluştur. Ancak Danıştay üyelerinin, politize
olmaksızın, Fransa'da olduğu gibi, zaman zaman İdarede aktif
görevlerde de bulunarak uygulamadan kopmamaları ve sorunları daha
yakından tanıyarak çözüm aramaları gerekir. Bu yönde son yıllarda
bazı örnekler görülmekte ise de, bunun belli esaslara bağlanması,
buna karşılık adli yargı mensuplarının yargı ve Adalet Bakanlığı
dışında, geçici olarak, daha az idari görevlerde bulunması uygun
olacaktır.
İnsan Haklarının Korunmasına İlişkin Olarak İdarenin İşlem Ve
Eylemlerinin Avrupa İnsan Hakları Organları Tarafından Yargısal
Denetimi
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, üye ülkelerin iç hukuklarını
doğrudan etkileyen 1950'li yıllarda kabul edilmiş bir uluslararası
sözleşme olarak, bir yandan ek protokollerle günün şartlarına
uydurulmaya çalışılırken, diğer yandan da, Avrupa İnsan Hakları
Komisyonu ve Divanı kararlarıyla bu kuralların kapsamı
genişletilmekte, birtakım ilkeler ve içtihatlar ortaya konularak,
insan hak ve özgürlükleri daha somut güvencelere bağlanmaktadır.
Avrupa İnsan Hakları Komisyonu ve Divanı, Sözleşmenin çeşitli
hükümleri çerçevesinde İdarenin ve kamu görevlilerinin eylemlerini,
hayat hakkı, işkence yasağı, makul gözaltı süresi, özel hayatın
korunması, din ve düşünce hürriyeti, düşünceyi açıklama hürriyeti
gibi Sözleşmede korunan hakları, bu hakların ihlal edildiği
gerekçesiyle yapılan başvurular çerçevesinde değerlendirmiştir.
Adil Yargılamada 6. Maddenin Uygulama Alanı İle İlgili İdari
Uyuşmazlıklar
Bu maddede iki grup uyuşmazlıklar adil ya da dürüst yargılama
çerçevesinde ele alınmıştır. Bunlar:
Bu türden sayılan idari işlemler arasında:
•Devlet memurluğuna girme ve memurluk düzeni,
*Kamulaştırma kararında doğan zarar ve kamulaştırma bedelinin
hesabı,
*Kanuni, bağımsız ve tarafsız bir mahkemeye başvurma hakkı: AİHS’ de
öngörülen haklara sınırlamanın getirilmesi kanunla mümkündür. Bu
yüzden idari işlemlerin yasallığı yani hukuka uygunluğu denetlenir,
takdir hakkına karışılmaz. Ancak çok açık bir takdir hatası bu
kapsam içinde sayılmaz. Ayrıca kanun ve düzenleyici işlem dışına
taşan takdir hakkı 6. madde kapsamında denetim içinde sayılır.
Dernekleşme (Sendika) Özgürlüğü (AİHS md.11/2)
Strazburg makamlarının içtihatları, kamu makamlarının sadece
memurları en çok temsil eden sendikalarla görüşmesini yerinde
görmüştür. Grev hakkının sınırlanması kamu sektöründe mümkündür.
Hatta Komisyon grev yasağının kanunla öngörüldüğü bir ülkede
memurları greve çağıran sendika yöneticisine disiplin cezası
verilmesini sendika özgürlüğüne aykırı bulmamıştır.
Türkiye'ye Karşı Yapılan Kişisel Başvuruların Dağılımı:
Ocak 1998 itibariyle Türkiye ile ilgili Komisyona bugüne kadar
yapılan ve kayda alınan kişisel başvuru sayısı 1800 rakamını
bulmuştur. Bu kişisel başvuruların dağılımı şöyledir;
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde Türkiye'ye Karşı Açılan Davalardan
Sonuçlananların İhlal Edildiği İddia Edilen Haklara Göre Dağılımı